
''Herkes öldürebilir sevdiğini
Kimileri dalkavukça sözlerle;
Korkaklar öpücük ile öldürür
Yürekliler kılıç darbeleriyle...''
Oscar Wilde
TEK GECELİK AŞK CİNAYETİ!
Dilimde bir başka tat var, tükürüğü geçiyor gırtlağımdan bir başkasının her yutkunuşumda, mumları yak, ellerin üşümüş, ısıtayım avuçlarımda, iyi ki varsın. Sen kimsin? çok rakı içtik seninle, uzun uzun konuştuk, balık ve yeşillik dinledi ezgimizi, rakı bitti gözlerimizi içtik, sarhoş olurdum hemen her seferinde, uykumuz geldi uzandık yan yana, ellerim değdikçe ellerin büyüdü, ufacıktı ellerin, bir dans melodisi geliyor uzaklardan, sarıl bana, hadi sarılsana, çok arıyorum seni...
arada bir uğra, özlüyorsun beni itiraf et, hiçbirini benim kadar sevememiştin zaten, ben başkaydım, devam et, başladık bir kere, dibine vurmalı gecenin, elimi tutuyor, dudaklarını bulamıyorum, kaçırıyor yüzünü benden, kocaman ellerin var, göğsüne koyuyorum başımı, duyamıyorum kalp atışlarını,
sen misin? Beni koruyacağını, sonsuza kadar beni koruyacağını fısıldıyorsun, kendini korumaya mecalin yok senin, kendini koruyabilecek misin? Kendini benden, sana verebileceğim zarardan koruyabilecek misin? Yaşının verdiği olgunluğa güveniyorsun, çocuk, senin yaşın kadar tilki geziyor göğsüne yaslı başımın içinde, tilkilerin hiç birinin kuyruğu birbirine değmiyor. Nasıl güvenebildin bu kadar bana?, darmadağın edeceğimi tahmin etmeliydin mahrem mabetlerini. Paramparça edeceğim seni ve saklı mağaramda zafer nidaları atacağım gözyaşlarımla, hıçkıra hıçkıra, koru yalvarırım kendini, koru kendinden beni, herkesi birden yaşamak istiyoruz her ikimizde, kendimiz dışında herkesi birden, tüm aç gözlülüğümüzle, maymun iştahlılıkla yaşamak ve kapı önüne konulan çöp poşetleri misali birilerinin almasını umarak unutmak, hayatı en akışkan yerinden emmek, sömürmek, pestilini çıkartmak, posasını evrenin bir ucuna fırlatıp atmak. Nasıl güvenebildim bu kadar sana? kusurlarımı nasıl önüne serebildim sorgusuz, sualsiz ?, rol yapıyorum, sakın kanma, sarhoş değilim, ucu kanlı hançerler taşıyorum sol göğsümün altında, güvenmiyorum sana, sakın hamle yapmaya kalkma, yücelmeye inananlardansın, komik, yücelteceğini mi sanıyorsun beni de, söndür mumları, öylesine diplerdeyiz ki oysa, bataklıklarına dalıyorum, kımıldama, iyi olmaya özenme boşuna, çırpındıkça batacağız kucak kucağa… amma da hanım evladısın, canın yanmıyor, bağırma, öyle çok akmış ki ruhunun akıntıları kendine, kendini evrenin merkezi sanıyor nehirlerin, tıkanıp kalmışlar, eşsiz ve engin, vıcık vıcık balçık yığını, benim güzel bataklığım, çırpınma, işimi zorlaştırma, çıkış kapıları açıyorum ruhunda, kendini yıkabilsen, yıkayabilsen demiyorum, yık diyorum, pissin işte, arıtabileceğini mi sandın öpücüklerle kirlerimizi… ah paramparça etsen kendini, benim bedeninde kendimi milyonlarca parçaya böldüğüm gibi, bulaştırdım sana ellerimi, tüm insanlar kadar pisim, diye itiraf edebilsen, bağışlarım seni, yaralıyım, sevişemem, boşuna bekleme, daha et parçalarımı ve irin damlalarımı toplayacağım, kalk hadi, akan kanları kirletme, yerdeki yürek seninki mi, yoksa benimki mi? Ben yüreğimi çoktan kaybetmiştim, sahi…Sen kimdin? Ben kimim peki? Kalk hadi, neden atmıyor yüreğin, nerede nefes alıp vermelerin, toplayıp sağa sola saçılmış organlarını gideceğim biraz sonra, gizli mağarama, göğsündeki hançerimin senin olacağını sanma, kalk hadi, sil kanayan pisliklerini, sahip çık akan kanına, kanımla karıştırma…

Sabahın aydınlığı
açmamı sağladı gözlerimi,
Sen kimdin sahi?
Çekip gitme vaktim geldi,
ben bulurum geldiğim ini,
Böyle doyurdum içimdeki caniyi,
Bizimkisi,
tek gecelik aşk cinayeti…
Xenophilius


2 yorum:
surukleyici bir yazi olmus
éLLa||
Teşekkür ederim...=)
Yorum Gönder