27 Ocak 2010 Çarşamba

Gönderilememiş Mektuplar!

Sevgili...

Güzel bir cumartesi, güneş güzel, ışık güzel. Sabah kahvaltımı yeni evimin balkonunda yaptım, Rachmaninow eşlik etti bana bir de Canavar herzamanki gibi, bir sen eksiktin. Canavarla dertleştik çayımızı yudumlarken, bunalımda bu aralar, veterinere gideceğiz. Gazetelerin ölüm ilanlarını okudum yine ve üçüncü sayfa haberlerini, içime yine şu bilimkurgu ve fantastik filmlerdeki kendini kaybetmiş toplum ütopyaları geldi, hani insanlık kendisini yoketmek için kurulmuş bir makinadır ve o hep beklenen son kapıdadır bu tür filmlerde, gazetelerde okuduklarımda bana bu yaşamları anımsattı, öldürmek ve ölmek yaşamak ve yaşatmanın önüne geçebiliyor. İşte bu tür düşüncelerin tam ortasında çaresizken kapatıp gözlerimi dostlarımı düşündüm ve sen geldin aklıma. Uzaklarda tenin ve dokunmak şimdilik imkansız sana ama tinin hep yanımda ve sanırım en anlamlı olanıda bu ''yakınlık'' adı verilen muammanın. Sana dokunmak istediğim anlarda kitaplığa yöneliyorum, herhangi birkaç Kafka aforizması okuduğumda nefesin oluyor avuçlarımı terleten. Proust okumayı da denedim ama bitmek bilmiyor onun tek bir cümlesi bile, yarım kalıyo... yarım kalıyoruz... ve yarım kalmış herşey gibi yarım kalmış olan cümleler de bana acı veriyor. Cümlelerim Cümlelerine armağan olsun.

Bıraktım Klasik okumayı, roman olmuştu içim dışım, antropoloji tutuşturdum elime, İlkel Toplum. Aslına bakarsan pek de farklı değil bizden Afrikanın el değmemiş ormanlarında yaşayan kabileler, vahşilik doğamızda var sanırım. Düşündüğümde içimizdeki vahşiliği ve yok etme, öldürme arzusunu, anlıyorum sanırım Metafiziği ve Tanrı inancını. Bir Tanrıya öyle çok ihtiyacım var ki bu aralar inan. Düşünüyorum da korkularımı ve yalnızlıklarımızı, içgüdüsel arayışlarımızı ve boşluklarımızı ''Bir Tanrı anlayabilirdi şimdi beni ancak'' diyorum ya da '' Bir Tanrıya koyup başlımı dinlenmek ve ağlamak istiyorum'' diye geçiriyorum aklımdan. Bir zamanlar ben de inanırdım... Ama terkettik birbirimizi...

Sevgili...

Sokağa atacağım kendimi ve rüzgara kendi masalımı anlatacağım. Biraz sen biraz da Tanrı olacak aklımda, Yunus demiş ya hani ''Yaradılanı severim, Yaradandan ötürü '' diye, ben de Yaradılandan bulurum Yaradanın yüzünü (bir yüzü varsa eğer ) ve gülüşünü. Dostun yüzü olur Tanrı'nın yansıyan ışığı ve Halkın yüreğinden alırım Hakkın gerçeğini.

Sevgili...

Düşlerin hep taze kalsın e mi... Düşler gibi güzel kal...

Xenophilius
Bir ''Yol'' ile Empati Oyunu!

''Saysa mıydım kaç ayak izi üzerimde?
Saysa mıydım kaç yaprak okşayıp geçti tenimi, kaçını gömdüm bağrıma?..''

Hayvanlar, mesela tavşanlar, dinledi de şu insan oğlu insanlara dinletemedim kendimi, hepsi de yol sandı beni. Tavşan atladı yeşile, hopladı zıpladı, beslendi, eğlendi, çiftleşti. İnsanlar bir acayip, hep beni ezdiler. Her adımları ben, her adımlarında söyledim, ''Yok bu yürüyüşün sonu, başı da ben, sonu da! Bak şu yeşile gir mesela, oraya sahip çık çıkacaksan, bana değil!''. I-ıh, inadına inadına dinlemediler...

- Öff sen de artık biraz rahat dur,
hem benden bağımsız gibi dimdik durarak,
kime rol kesersin ey çam oğlu çam,
sapık seni,
çek kök dallarını popomdan!

...desem de ikna olmaz mesela,
bilir gıdıklanmaktan hoşlandığımı hınzır,
e zaten yaşam da
masumiyet de
burada!..

Yaşlanıyorum galiba, insanlara neden kızıyordum ben?..

Xenophilius

10 Ocak 2010 Pazar

Benden çıkmasa da Topladım ve Bağladım Kendimce!

küfür serserinin sadakasıdır.
korkunun sebebi şudur: kendisi hakkında olumsuz bilgiye sahip olan biri tehlikedir.
kendine benzeyenden korkmamak.
özür tatmin ve korku.
Üzerine giydikleri bile yeterli bir güven duygusu vermez.
insan korktuğunda kendini kurban eder.
insan çaresiz kaldığında ancak anlamsız ve güçlü ifadeler kullanır.
anlamsızlık aynı zamanda karşı tarafa bir özürdür de.
vücut değil bilinç korkuyu yener.
slogandır bilinci uyaracak olan ifade.
yüksek sesle bağırmaktır.
kitle korkuyu yok eden tek güçtür.(benim için değil)

haz dünyası korkuyu tetikler.
zevkin en üst doruğunu kendine meşru görmeye başladığın an ahlaki korkudan kopuştasın demektir.
korkudan korkmak.
korku adlı biblomuz.
korku, korkulan objeyle karşılaştıktan sonra etkisi azalan bir kemiyettir.
korkunç bir örtü: vehim.
Başka insanlar gibi olmak ne de güzel!
korkularımla, çaresizliğimle yalnızlığımla burdayım.
ben senim, ben o'yum, ben çok-um.
kafesin biri bir kuş aramaya çıktı.
kadınlar çiçektir ve çiçekler su ister.

Xenophilius