26 Kasım 2009 Perşembe

Sessizce!

Söylemek istediğim çok şey var.
ordan öyle gözükmesemde.
kendimi güzel ifade ederim ben.
çok belli etmesemde.
içimde çok şey var.
patlayacak gibi.
bi anda çıkabilir.
ama istemiyorum.
susunca tam ve sağlıklı bir sindirimle çıkar sanıyorum.
yanılıyorum.
bunu da biliyorum.
sanki çok sessizmişim gibi bide bunları söylüyorum.
bide insanlara kendi sessizliğimi öneriyorum.
muvaffak olmuşçasına emin gibi.

tecrübe sandığım saçmalıklar konuşmaya başlayınca, ben susuyorum.
sanki onları siz duyuyomuşsunuz gibi.
gürültü karmaşa çıkarmıyorum.
kendimce sükunete bürünüyorum.
sanki bişey olacakmış gibi.
veyahut olmuş gibi bekliyorum.

ve olabilitenin gerçekliğini göstermesi zaman alırmış ya.
olurmuş ya mutlaka.
olmasını bekliyorum.
susarak eylem sahibi olmayı istiyorum.
basit olmayan bir eylem ama bu.

Xenophilius

17 Kasım 2009 Salı


Şunu merak ettim:
Dünyada ilk kim birini çekememiş?
Çekememezlik nası nerde doğmuş?
sonra kim gülmüş.
Kıskançlığın temelinde ne varmış?
Nası çıkmış ki ortaya?
Peki sonra kim gülmüş.
Kim ağzını :D böylesine açmış; ve neye gülmüş?
Şaşırmanın ne olduğunu nerden öğrenmişler?
Kim demiş ilk; artık şaşmıyorum diye?
Güven neymiş ilk zamanlar?
Kim kime güvenmiş ilk?
Kim kime ihanet etmiş ve güvensizlik çıkmış gelmiş sarmış bizi?
Acı gülümsemenin ne olduğunu biliyomuymuş o küçük çocuk?
Bilmiyorken kimden öğrenmiş daha bu yaşta, herkesin dilinde olmuş bi an?
düşünüyorum.
Ben kimden öğrendim gülmeyi, ama kötülükler karşısında gülmeyi?
bumuydu bana öğretilen?

!!!
Saçma
!!!

temel ile mecaz arasındaki fark kaybolup gitmiş, biz neyi arıyoruz.
aramak neymiş,
peki kim aradığını bulmuş ilk....

Xenophilius

11 Kasım 2009 Çarşamba

Bazıları!
Bazıları için işte geliyor derler, bazıları ben geldim der, bazıları çoktan gelmiştir...

O bazıları için işte geliyor diyenler onu önemsediğinden demez bazen, bazıları da ben geldim dediğinde duyulduğunu sanırken, bazen o çoktan gelmiş olan(lar) aslında en göze batandır.Direk görülen ama görülmek istenmeyendir. O kendini gösterdiğini sananlarla ilgilenirken herkes, o bazısına gözlerini kaçırarak bakar, herkes bilir:evet o burda, ama kimse dillendirmez.Cesaret gerektiri bu.Bildiğinden kaçar yani çoğu. Ama o kişi orda durmaya devam ettikçe, şayet yorulup da kalkmaya karar vermezse, meraklar sönmez ve güya bakmak istenmeyen bi yer olur hep oralarda biyerde. ama kişi olur da giderse yarış biter, dedikoduda, bakış kaçışmalarıda.Belkide bunu bildiğinden eğleniyordur sadece orada durarak. bence politik hafiften. kim bilir ki?
Ama bazen tabi...

İhtimal dahilinde bir çok şey söylenebilir tabiki.

Xenophilius

4 Kasım 2009 Çarşamba

Korku,Belki de Kendinden Kaçış?
Hani herşeyin güzel gittiğini düşündüğünüz anlar vardır ya,uzun zaman olmuştur hani,onu düşünemeden bir anınız geçmez,çünkü her dakika onlasınızdır;görüşemediğiniz anlarda sürekli onla konuşma ihtiyacı duyarsınız ya,görüşemediğiniz zaman kötü hisseder,nefes alamazsınız belkide...Kısacası dünyanız odur ya hani...

Sonra durup bunu fark edersiniz,mutlu olursunuz önce...Sonra tuhaf bir şekilde bir şeylerin ters gittiğini görür ya da sanırsınız.Sonra korkmaya başlarsınız ya hani?

Önce bu mutluluğun bitmesinden,sonra onla ilgili sorulardan(Acaba beni benim onu sevdiğim kadar
seviyor mu?)...

Sonra yok yahu dersiniz niye korkuyorum ki ben bak ne kadar mutluyum dersiniz,sonra bu dediğinizden korkarsınız...

Ve en kötüsü ve sonun başlangıcı olan soru gelir:

''Şimdi ne olacak?''

Kormuş bir insanın ilk sorusu budur heralde.Şu andan kaçmak istercesine,geleceği sorar kendine;ve bilir ki bu soruya cevap veremeyeceğini...Çünkü korkar,belki de kendinden kaçar...Korkar çünkü,bir başkasına bağlanmıştır.Doyumsuzdur bu bağlılık,sonu yoktur;hep daha fazlasını ister...

Kendinden kaçar kişi,yalanlar söylemiştir belki,yüzyüze gelmek istemez;aslında onlarla yaşıyordur çünkü kendine söylediği yalanlardır bunlar...

Ve zihin o berraklığını kaybedip,mürekkebin suda dağılması gibi bir anda kararır...

Yön bilmez,çok yaşamaz böyle ilişkiler,gördüğüm izlediğim yaşadığım budur benim....
Xenophilius



3 Kasım 2009 Salı

Bir Bloga Dönmenin Haklı Gururunu Yaşıyorum!
Kış bitti.Herkes evlerine çekildi,kimse artık sağda solda,gece gündüz dolaşmıyor...Xenophilius çok farklı ve bir o kadar da güzel bir yaz geçirdi...Ama artık yeter!Evime,bloguma tekrar yazmaya başlıyorum...=)

Tabi ben gittim gideli(aslında hiç bir yere gitmedim,hep burdaydım ve beni şu an okuyan sizlerden birçoğunu takip ediyordum)blog dünyasında bir çok şey değişmiş.Bir çok blog kaybolmuş,bir çoğu uzun süredir ziyaret edilmemiş,bazıları isim değiştirmiş...İyi mi olmuş kötü mü olmuş bilemedim tabi ama tekrar buraya yazmak;düşüncelerimi,fikirlerimi,hayallerimi,kızkınlıklarımı,mutluluklarımı,dedikodularımı(Ops!) burda paylaşmayı çok özlemişim...

Bu arada yaz boyunca hani sizleri okumaya devam ettim ya,aslında yazmayada devam ettim...Zaten bir çok arkadaşımda benle birlikteydi...Gerçi oradaki paylaşımlarım daha eğlenceli ve soft şeylerdi...Tabi ki friendfeed hesabımdan bahsediyorum...=)

Yazımın sonuna gelirken sizlere ufakta olsa izlenimlerimden bahsetmek istiyorum...Bu hem kendimle ilgili izlenimler,hemde belki kimliğimle ilgili...Geçen yıl bu yıllarda kendimi çok yanlız hissederken girdiğim blog dünyası bana bir çok kazandırdı...Ve belki de götürdü...Ama burası hayatın tam da kendisi...Her bir pencere,her bir paylaşım,her biri farklı bir insan demektir ki;bu kadar farklılıkların içinde her birinizden kendime dair bir şeyler bulmam;hem yanlız olmadığımı hissetmeme,hem hayata karşı daha cesur,dik ve ne olduğunu bilen biri olmamı sağladı...Ben artık eski ben değilim...

DırDırCı!DEĞİŞTİ!
Xenophilius

2 Kasım 2009 Pazartesi


Kimi:?

Kimi: durup dururken çakıverir, yakar, aydınlatır.

?

Kimi: parlarken söner, iz bile bırakmaz.

?

Kimi: çalışıp çabalarsın, bağırıp çağırırsın bir türlü gel mek bilmez.

?

Kimi: kovarsın gitmez.

?

Kimi: sımsıkı kapatırsın kendini, gene de içe sızar.

?

Kimi: gelir gider, gider gelir, gelir gider...

?

Kimi: bakar büyütür, okula gönderir, sokakta gezdirir, alanlarda dolaştırırsın, gene de adam olmaz. Günün birinde bir bombaya dönüşüp öz-bilinci yakıp yokeder...

?

Kimi: umutsuz, bir yana atarsın, bir de bakarsın, günün bi rinde, kıvrılıp kaldığı bilinçaltında en güzel çiçeklerle bezenmiş...

Xenophilius

İkilem!
``Seviyorum otu-boku...
neyi amaçlıyorum?
Bu da işin tarifsiz boyutu... ´´
Xenophilius

9 Eylül 2009 Çarşamba


Bir Ben Vardı Benim İçimde!
Bütün insan ömrü,deliliğin yarattığı bir hayalden ibarettir.”

İnsan usa gereğinden fazla güvenmiş, akıllı insana, örneğin bilgelere fazlaca itibar etmiş böylelikle aklın ruha ve egoya karşı bir hegemonya kurarak insan ruhunda buhranlara neden olmuştur.
Akıl ne kadar can sıkıcı ve azap vericiyse; delilik o kadar hafif ve keyiflidir. Hayatın kaynağını teşkil eder. Devam eden her şeyde delilikten bir parça vardır. Her güçlük karşısında başvurulan delilikler olmasa ne evlilikler devam eder ne savaşlar kahramanlar çıkarır, ne yaşlılık çekilir, ne de aşklar ve dostluklar yaşanır. Tüm bu insancıl ilişkilerin devamında aklın zincirlerinden kurtulup deliliğin özgür atmosferinden çalmalar vardır. En akıllı insanın bile ara sıra başvurduğu delilikler olmasa yaşam çekilmez bir hal alır. Aklın avantajlarıyla kendilerine bir statü ve paye alan bilgeler bu durumlarıyla o kadar özdeşleşirler ki bir süre sonra hezeyan ve buhranlar içinde kendi hayatlarına kendileri son verirler. Onlar aklın temsilcileri olduklarından neşe ve mutluluk veren delilikten mahrum kalmışlardır.


İnsanın mutluluğunun önündeki engel akıl mıdır? Doğada en yetkin olgunun akıl olduğunu, dünyanın geçirdiği müthiş gelişmelere ve kolaylıklara karşın ruhi bunalımların gitgide arttığını göz önünde bulundurursak bunun yabana atılır bir fikir olmadığını görürüz. aklın düşünceyle kirlendiği, kötü yola saptığı ve doğal dengeyi bozduğu söylenebilir. Mutsuzluğun, ruh sıkıntılarının başlıca nedeni insanın doğasından koparılmasıdır. Aklın hakimiyetine giren insan mekanik bir hal almıştır. Halbuki en mutlu varlıklar kendi doğal akışlarında yaşayan, akla ihtiyaç duymayan canlılardır. Örneğin Arılar hem bahtiyardır hem de insandan daha başarılıdır. Çünkü aklın kuşatıcılığı altında hırsa ve intikama dalmaz.

Desiderius ERASMUS'dan..
Deliliğe Övgü