25 Kasım 2010 Perşembe


Ara kod!

ve denildi ki :

kendine meydan okumadan zaferi veya yenilgiyi asla başaramıyacaksın !

tehlikeli sığlıkların aşırı aydınlığı

hello problem !

o sensin ! sen.

hareketin ısısı izi rüzgarın sessizliğinin

ara kodlar ,
soysuzlaşdırılmamış buda,isa...

ara kodlar ,konuşmayı öğrenmemek

ara kodlar ,güçlü bi fısıltı

ara kodlar ,dış ile kendin arasındaki mesafe bütünlüğün dünyasal zamansızlığı

ara kodlar ,hareketin bilinçlenmesi

ara kodlar ,zaman ve imgenin mantık boyutunun dışı ve gerçek bi durak-sama.. ol-an şeyi doğruladınlık

ara kodlar ,II.FRIEDRICH

ara kodlar ,edilişi fark

ara kodlar ,köleler bunlar arasında ZULME karşı koyabilmelerini sağlayabilecek bi tesanüd
bi hak geleneği olmadıktan başka .. cahildiler ..

ara kodlar - meteor demiri iki kere ikiz

ara kodlar ,hiç bi zaman kodlanmışlıklar kendi kendilerini kodluyorlar

ara kodlar ,kararlı şartlar içinde yeniliğe lüzum hissedilemez

ara kodlar ,sadece verdiklerini götüreceksin

ara kodlar ,her o anın her şeyi bi iz anlık geçişlerin kendiliklerini gösterme biçimleri aynı gibi..

''ara kodlar ,o kişi için şekilsizdi''

ara kodlar ,KUSURSUZ çünkü TAMAMEN boş

ara kodlar ,görme olasığı hiç yokmu ?Y.O.K çünkü herşey ertelenir..

ara kodlar ,red ve kabul bütünde birdi..

ara kodlar ,iyi ve kötü bütünde birlikte düaliteyi bozar

ara kodlar ,tatlı bi seher rüzgarı estiriyordu..

ara kodlar ,algılamanın birleşik olmadığı BİLİNMEYEN -ONU ÖZLE !

not:Bridget Jones gibi yazmamı beklemeyin benden....

Xenophilius

14 Kasım 2010 Pazar

Anlamsız!

değiştirmeye yeltenirsem burayı, öldürürler beni.
değiştiremezsem orayı, boğup öldürecek o beni!

Xenophilius

8 Eylül 2010 Çarşamba

Home!

Güçsüzü koruyan ahlakımız, yalnızca nüfusu artırmakta başarılı olduğundan artık Dünya'da kalabalık, ve aynı zamanda giderek salaklaşan bir insan soyu yürüyor. Bu gezegene hükmetmemizi mazur gösterecek kadar ne onurlu bir geçmişe, ne de umutlu bir geleceğe ise hiç sahip olamadık. Amaçsız yaşamlarınıza, anlam arıyorsanız eğer; kendiniz yada çevreniz için değil, soyumuzun bu ayıbını kapatmak için uğraşın...

Xenophilius

16 Haziran 2010 Çarşamba

Tanrı herkes için BÜYÜK mü?

yanağımdaki ben acaba hangisi?

''kişiselmi?
genelmi?''

" tanrı: alemleri sevgi üzerine yarattı
çünkü sevgide genişleme vardır. kötülükte ise içe dönüklülük..."

sen nedediğinin farkındamısın?
Tanrılar alemini karşına alıyorsun,

İçine dönmek birleştirmektir,kullar söz dinlemeli birleştirmeli dağılmamalı genişlememelidir.
genişleyen kesip parçalar,parçalar parça olduğu için genişleme olmuştur.

Balonu şişirirsin ve buna sevgi dersin,çok sevme balon patlar.
Din de balonu sıkıştırarak patlatmaya çalışıyor.
belkide sevgi balonu rahat bırakmaktır!

Xenophilius

26 Mayıs 2010 Çarşamba

Öldüm Ben!

yaşam için sebep,

karın tokluğu .

yaşayamadıklarıma üzgün

kendim oldukça mutlu

ölünce cehennemdir yerim dersem.

Xenophilius

23 Nisan 2010 Cuma

Tünel


“...Her şeye rağmen tek bir tünel vardı, karanlık ve yalnız: benimki.”

Böyle diyordu Ernesto Sabato “Tünel” isimli kitabında. Hayatta nereye baksam bir şekilde insan ve insanlık halleri, yazanın satır aralarında görünen “ben”i dikkatimi çekti. Her insan bir evren. Her insan başka bir bilmece sanki. Her insan başka bir kapı, başka bir pencere. Ve her insanın, art alanda kalan bilinçli/bilinçsiz gizleri, tünelleri. Ne kadar anlatıyoruz/ anlatabiliyoruz kendimizi? Ne kadar anlıyoruz bir diğerini? Kendimizi anlatırken ne kadar dürüst olmaya çalışırsak çalışalım bir yerlerde bazen kendimizin bile farkında olamadığı karanlık köşeler kalıyor. İlginç olan da kendimizde de olan art alanda kalmış bu gizlerin bir diğerinde de olduğunu bilişimiz. Bu gizler insanın kendisiyle birlikte gömülüyor.

Hepimizin yaşamında aşklar, tutkular, kıskançlıklar, yenilgiler, başarılar, uyuyan ya da patlamak üzere olan yanardağlar...! Benim tartışmaya açmak istediğim de insanın içindeki tüneller, insanlık hallerinin ruhsal betimlemeleri. “Ben”i, ona dair ruhsal halleri betimlemekte ne kadar başarılıyız ?


Çocukluğumdan beri tünelleri hep çok sevdim. Gündüzün yakan güneşinden sıyrılıp bir anda kendimizi
karanlığında (ki tünelin çıkışının verdiği aydınlığın yansıması da var) bulduğumuz tüneller... Ve tünelden
çıktıktan sonra kamaşan gözlerimiz... Tünel sözcüğü bana hep bir "sığınma"yı anımsatır. Belki de işte bu
sizin de dediğiniz o "gizli yerimiz". Her şeyi paylaştığımızı düşünsek de derinliklerimizde var olan o gizli
yer... İnsan hep (yalnızlığının bilincinde olarak ya da olmadan) sığınma ihtiyacı duyar o içindeki kabuğa.

Tünel,kendi'dir aslında. Tünel,biz'iz. Yaşam da tünelin iki taraftan aldığı ışık yansımaları...


Xenophilius

6 Nisan 2010 Salı

İkilem!

Sakın bu dünya göze görünür ve görünmez herşeyi ile, doğacak bir çocuğu kandırmak için bütün insanların birlik olup uydurduğu müthiş bir yalan olmasın? ve sakın o çocuk ben olmayayım?''

Necip F. Kısakürek

_________________________________________________________________
Bir kaç gündür düşündüğüm bu şeyin tersini kanıtlayacak bişey varmıdır?

Düşündüğüm şey ise ya şuanda karşımızda olan annemiz,babamız,eşimiz,kardeşimiz bunların hepsinin sadece bizim hayalimiz olduğunu düşünürsek yani aslında annemiz babamız yada kardeşimiz var olsa bile onların gözünde başka bir yaşam varken bizim gözümüzde başka bi yaşam yaşanıyorsa ????

Örneğin aynı anda benim kişisel yaşamımda ben bilgisayarla uğraşıp annem uyurken annemin kişisel yaşamında annem tv izliyor ben yemek yiyiyor olabilir.

Siz ne dersiniz?

Xenophilius

22 Mart 2010 Pazartesi

''Herkes öldürebilir sevdiğini
Kimi bir bakışıyla yapar bunu
Kimileri dalkavukça sözlerle;
Korkaklar öpücük ile öldürür
Yürekliler kılıç darbeleriyle...''
Oscar Wilde

TEK GECELİK AŞK CİNAYETİ!

Dilimde bir başka tat var, tükürüğü geçiyor gırtlağımdan bir başkasının her yutkunuşumda, mumları yak, ellerin üşümüş, ısıtayım avuçlarımda, iyi ki varsın. Sen kimsin? çok rakı içtik seninle, uzun uzun konuştuk, balık ve yeşillik dinledi ezgimizi, rakı bitti gözlerimizi içtik, sarhoş olurdum hemen her seferinde, uykumuz geldi uzandık yan yana, ellerim değdikçe ellerin büyüdü, ufacıktı ellerin, bir dans melodisi geliyor uzaklardan, sarıl bana, hadi sarılsana, çok arıyorum seni...
arada bir uğra, özlüyorsun beni itiraf et, hiçbirini benim kadar sevememiştin zaten, ben başkaydım, devam et, başladık bir kere, dibine vurmalı gecenin, elimi tutuyor, dudaklarını bulamıyorum, kaçırıyor yüzünü benden, kocaman ellerin var, göğsüne koyuyorum başımı, duyamıyorum kalp atışlarını,
sen misin? Beni koruyacağını, sonsuza kadar beni koruyacağını fısıldıyorsun, kendini korumaya mecalin yok senin, kendini koruyabilecek misin? Kendini benden, sana verebileceğim zarardan koruyabilecek misin? Yaşının verdiği olgunluğa güveniyorsun, çocuk, senin yaşın kadar tilki geziyor göğsüne yaslı başımın içinde, tilkilerin hiç birinin kuyruğu birbirine değmiyor. Nasıl güvenebildin bu kadar bana?, darmadağın edeceğimi tahmin etmeliydin mahrem mabetlerini. Paramparça edeceğim seni ve saklı mağaramda zafer nidaları atacağım gözyaşlarımla, hıçkıra hıçkıra, koru yalvarırım kendini, koru kendinden beni, herkesi birden yaşamak istiyoruz her ikimizde, kendimiz dışında herkesi birden, tüm aç gözlülüğümüzle, maymun iştahlılıkla yaşamak ve kapı önüne konulan çöp poşetleri misali birilerinin almasını umarak unutmak, hayatı en akışkan yerinden emmek, sömürmek, pestilini çıkartmak, posasını evrenin bir ucuna fırlatıp atmak. Nasıl güvenebildim bu kadar sana? kusurlarımı nasıl önüne serebildim sorgusuz, sualsiz ?, rol yapıyorum, sakın kanma, sarhoş değilim, ucu kanlı hançerler taşıyorum sol göğsümün altında, güvenmiyorum sana, sakın hamle yapmaya kalkma, yücelmeye inananlardansın, komik, yücelteceğini mi sanıyorsun beni de, söndür mumları, öylesine diplerdeyiz ki oysa, bataklıklarına dalıyorum, kımıldama, iyi olmaya özenme boşuna, çırpındıkça batacağız kucak kucağa… amma da hanım evladısın, canın yanmıyor, bağırma, öyle çok akmış ki ruhunun akıntıları kendine, kendini evrenin merkezi sanıyor nehirlerin, tıkanıp kalmışlar, eşsiz ve engin, vıcık vıcık balçık yığını, benim güzel bataklığım, çırpınma, işimi zorlaştırma, çıkış kapıları açıyorum ruhunda, kendini yıkabilsen, yıkayabilsen demiyorum, yık diyorum, pissin işte, arıtabileceğini mi sandın öpücüklerle kirlerimizi… ah paramparça etsen kendini, benim bedeninde kendimi milyonlarca parçaya böldüğüm gibi, bulaştırdım sana ellerimi, tüm insanlar kadar pisim, diye itiraf edebilsen, bağışlarım seni, yaralıyım, sevişemem, boşuna bekleme, daha et parçalarımı ve irin damlalarımı toplayacağım, kalk hadi, akan kanları kirletme, yerdeki yürek seninki mi, yoksa benimki mi? Ben yüreğimi çoktan kaybetmiştim, sahi…Sen kimdin? Ben kimim peki? Kalk hadi, neden atmıyor yüreğin, nerede nefes alıp vermelerin, toplayıp sağa sola saçılmış organlarını gideceğim biraz sonra, gizli mağarama, göğsündeki hançerimin senin olacağını sanma, kalk hadi, sil kanayan pisliklerini, sahip çık akan kanına, kanımla karıştırma…


Sabahın aydınlığı
açmamı sağladı gözlerimi,
Sen kimdin sahi?
Çekip gitme vaktim geldi,
ben bulurum geldiğim ini,
Böyle doyurdum içimdeki caniyi,
Bizimkisi,
tek gecelik aşk cinayeti…

Xenophilius