14 Kasım 2008 Cuma



GündüzDüşü!

3.Bölüm:Çatlak Minnoş!



-Hadi Sedat!!!

-Ya geliyorum!

-Oufs olum ben sana saat yedi gibi gelirim dediğimi hatırlıyorum!?

-Oğlum diye demiyorum canım,pek süslüdür kendisi...


Annemle Berk bir yandan kahve içip bir yandan beni çekiştirirken-gülüyorlardı!-,ben içerde sweatshirtlerimle boğuşuyordum,sonunda birisine(mor,v yaka)karar verip giydim,her zaman kullanmadığım ithal kokumdan sürüp yanlarına gittim.

-Anne,bakıyorum da Berk'le tanışalı bir hafta oldu ama maşallahınız var,isterseniz evlad edinebilirsiniz!?


-Eee seni ne yapcaz o zaman(kirkirdediler)


-Eh benide artık esirgeme yurduna falan verirsiniz!

Üçümüzda hafif kahkahalarla güldük...

Annem kapıda:

-Hadi bakalım iyi eğlenceler,tatlım geç kalıcak olursan eğer haber vermeyi unutma olur mu?

Evet anlamında başımı salladım(aslında burası yalan:D gözlerimi kaydırıp,heyecanlı ve umursamaz bir şekilde yarım açıyla başımı salladım desem daha doğru olur:D!)

Tabi yanımdaki koca bebek Berk olunca,kafamın arkasına hafifçe ve espiriyle karışık şaplağı yedim.

-Olum döverim bak seni,anneye nası cevap veriyosun sen?Bu arada anneme göz kırptı ve gülümsedi...Bu arada bende ona ''ben-sana-sonra-gösteririm''bakışı attım.Annem Berk'i en kısa sürede yemeğe beklediğini söyliyerek kapıyı kapadı.

Dışarı çıktık.Gece denilen o kışkırtıcı sonsuzluğa...Hava tertemizdi,ay tepemizde bütün berraklığıyla asılı duruyor,ışığının aydınlattığı herşey tuhaf bir şekilde güzelleşiyordu.Ay ışığı bitanemin gözlerini daha bir güzel yapıyor,aklımı başımdan alıyordu.(Geceleri her zaman daha çok sevmişimdir,bunda güneş ışığına alerjimin ve bana çocukken anlatılan masalların etkisi vardır.)Uzun yokuştan aşağı indik,sokağın başından sağa dönüp yürümeye başladık,bulduğumuz ilk taksiye atlayıp doğruca Ankara'nın en eski sinemalarından biri olan Metropol sinemasında indik.

-Hangi filme girelim?dedim ben

-Bilmem sence?

-Komedi olsun bence

-Aaa güzel bir romantik komedi var?!

''İlk Elli ÖPÜCÜK''filminin afişini gösterdi,iki bilet aldık,orta sıranın orta koltuklarından bi yerde...

Filmin sonunda tuhaf duygularla dışarı çıktık.Berk ya çok aptaldı yada çok zeki.Çünkü ben bütün film boyunca kendimi bazen çok feci kaptırıp ona bakmaktan kendimi alamamış,ama ondan ne olumlu nede olumsuz tepki almıştım!
Çıkışta hem birşeyler yemek hemde akşamın kalan vaktini geçirmek için biryerlerde oturmaya karar verdik,cevremizce onlarca kafe ve restorant duruken biz Köskös'e gitmeye karar verdik.

Bir yandan filmden bahsediyor,bir yandan Berk'in ''açıktım''nidalarını dinliyordum ama aklım başka yerdeydi.Henüz arkadaştık,belki eşcinsel olmanın getirdiği ''kısıtlı arkadaş edinebilme''sendromundan arkadaşlıktan biraz daha öteydik,tanışalı 22 gün olmuştu ve biz bir çok şeyimizi birbirimizle paylaşmış,normal arkaşların uzun uzudaya atlatılamıyan ''resmi''bölümlerini aşmıştık.Ama sonumuz ne olcaktı?Benim bir türlü adını koyamadığım,giderek içimde büyüyen duygu-aşktan öteydi,tutku,saplantı,hastalık-içimi yavaş yavaş-22 gün bana acayip uzun bir zaman dilimi gibi gelmişti-kaplıyordu.

Köskös'ün çift kanatlı meşe kaplama kapısından içeri girdik,ilgimi çeken ilk şey mekanın kalabalık olduğuydu.Bir masada büyük bir arkadaş gurubu bir şeyler konuşurken laptoplarından birbirlerine birşeyler gösteriyordu,başka masada bir çift el ele göz göze oturuyordu,başka bi masada çok yakışıklı bir beyefendi,servis yapan garsonlardan birine gözünü dikmiş izliyor bir yandan saatine bakıyordu...

-Berk,dolu heralde?

Aniden herkesin gayet net bir şekilde duyabileceği,ilk duyduğunda insan kulağına çok neşeli ve şen gelen bir ses,

-BERKKKKKK!

Sesin nerden geldiğine baktım.Barın hemen bir masa önünde servis kapısına bakan bir masadan geliyordu,mekan küçüktü ama salonun sonundaki bi masadan girişe seslenmek bana pek akıl karı gelmemişti.Bu ses orta boylu acayip kıvırcık saçlı,mavi gözlü hoş bir kızdan geliyordu.

Berk gülümsedi,bana baktı ve elimden tutup masaya doğru yürüdü.(Elimi tutması hoşuma gitmişti ama benim peşimden geldiğini anladığında elimi bıraktı,peh bendekide şans!)

-Naber esas oğlan!


-İyiyim kankaların bitanesi!Ya sen İstanbul'da değil miydin?


Birbirlerini çok içten sarılıp öpüştüler,ben bu sırada kızı dikkatle inceledim.Kızı size tek kelimeyle anlatmam gerekirse,çatlak onu karşılayan kelime olabilir.Çok kısa ve otontik desenlerle kaplı balon bir etek,fırfırlı,düğmeli,işlemeli bir buluz,üstüne tuhaf bir şal,bir elde eldiven ve değişik aksesuarlar.Kızın bu tuhaf!giyim tarzının yanında muteşem bir fiziğini ve olağan üstü mavi gözlerini bahsetmeden geçemiyeceğim.Ben kızı incelerken,kız ahtopot gibi sarıldığı Berk'i bıraktı ve bir nefes süresi sonra bana baktı.Berk hemen beni tanıttı.


-Minnoşum bu Sedat;Sedat'cığım bu minnoş yani mine!


Elimi uzattım,kız elimi tutup iki yanımdan gayet samimi öptü beni...


Masaya oturduk(kafe kalabalıktı,sohbeti kısa tutup başka bi masaya geçme şansımız yoktu ki Berk'inde öyle bir niyeti yoktu.)


-Ya kızım nerden çıktın sen,hani İstanbul'daydın!?


-''daydım!''Kafama esti döndüm ya aslında çok güzel bir şehir ama bi türlü alışamadım,ne arkadaşım vardı ne de Ankara'daki gibi boş otoparklar!


Gülüştüler.Berk bana dönüp,


-Minnoşla uzun süredir dostuz ben lise birdeyken o güzel sanatlara yeni başlamıştı.Uzaktan kuzinim olur,ama kan bağı olmasaydıda buğün ancak onu bu kadar sevebilirdim!


-Ne güzel...


Üstümüzü başımızı soyduk.Servis açıldı,bişiler istedik yemek için.Bu arada bunlar birbirlerine ortak tanıkıları falan soruyolar.Yemeklerimiz gelince,Mine bana dönüp


-Eee Sedat,nasıl tanıştınız?


-Üniversitede aynı bölümde aynı dönemdeyiz


-Çok güzel,Berk çok şahane bir insandır,inan tanıdığına asla pişman olmıyacaksın!


-Eminim öyle olacak...


Sonra havadan sudan konular açıldı,sohbete bende dahil oldum.Mine Trt'de dekor tasarımcısı olarak çalışıyormuş,işinin ehli biriymiş.9 ay süren bir nişanlılıktan sonra evlilik defterini kapatıp serbest takılmaya başlamış...


Onun bu dokuz aylık ilişkisinin hikayesi bitince-gülmekten yemek yiyememiştik-,bu deli Berk'e dönüp:


-EEe yokmu bu aralar şöle kalbini çalan biri?!


-YOK!


-Nası yok oğlum,ortalık cibil gibi yakışklı erkek kaynıyor ve bunların çoğu gay!


-Aslında var birisi!


O an beynimden vurulmuşa döndüm,cümlenin bi iki saniye sonrası çatalımı yere düşürdüm ama bozuntuya vermemdim,garsonu çağırıp değiştirmesini istedim....


-Hımss kim bu yakışıklı?


- Ya bilmiyorum,ben bişeyler hissediyorum ama o bana karşı birşeyler hissediyor mu bilmiyorum?


-Platonik bişey mi?yoksa gay değil mi?


-Tam öyle denemez...


Cümlesi havada kaldı,ben konuulanlardan utanmıyım diye önümdeki biftek tabağıyla ilgilenmeye başladım.-Sencede fazla pişmemiş mi?-.Tanrı gene benle oyun oynuyordu,ama ben böyle olacağını biliyordum.Berk ve ben ha!Delilik olmalı bu!


2 saatlik eğlenceli bir yemeğin ardından üçümüz kalktık,Berk tutturdu bende kahve içiçez diye,Mine'ni arabasına binip Berklere geçtik...


İçeri girdik,üzerimizdekileri çıkarttık.Daha önce beş dakikalığına girdiğim bu evin salonuna geçtik.Berk hemen su ısıtmaya gitti.Bizde Mine'yle İstanbuldaki jazz clublardan bahsettik.Ben bi ara su içmeye mutfağa gittim,yakışıklım bir yandan su ısıtıyor,bir yandan ufak atıştırmalıklar hazırlıyordu.İçerden,


-Berkkkkkkkk!


Koridora baktık.Mine montunu giyiyordu...


-Ne oldu?


-Ya yarın çok önemli bi toplantım var,şimdi arkadaş aradı,pc'si arıza yapmış.Evden benim laptopu alıp ona geçeceğim.


-Ya bi kahve içseydin,kaçmıyo ya arkadaşın!...


-Dadtlum benim yerimede için siz,ben hemen oraya geçiyim ki işimiz hemencecik bitsin.Hem ben daha Ankara'dayım görüşürüz eminim!


-Hele bir görüşmeyelim!


Mine apartopar çıktı...


Kaldık mı başbaşa?:D

5 yorum:

cimcime dedi ki...

oğlummmmmmmmmmmmmm manyakssssssssssss
tamda yerinde kesmişsin Alh seni ne yapsın bitanesi ya.Tühhhhhhh:D

Boskafa dedi ki...

vADETTİĞİM YAKINDIR BEA KANKAM!:D

Beter Böcek dedi ki...

Pess ya en heyecanlı yerinde bitirmişsin hikayeyi. Hemen yaz valla meraktan çatlıcam :))

Boskafa dedi ki...

tuana||
Tam türk dizisi gibi oldu en heyecanlı yerinde bitirmek,sınavlardan fırsat bulursam söz yazcam:D

Adsız dedi ki...

devam devam.... :D