
Sevgili ........;
Bu gün yatağımın ucunda bir grup sözcükle uyandım. Bilirsin ya ne geveze olurlar ve gürültücü bu cins sözcükler, bir türlü susmazlar ve bazen ne demek istediklerini kendileri bile anlamazlar. Oysa benim yatağımdakiler gri olanlardandı ve olması gerekenden daha farklıydılar. Sıcacık geldiler ve ümitsiz ve yalnız görünmeye çalışmalarına rağmen huzurluydular. Güçlüydüler ve dinçtiler ama ne hikmetse olmaması gereken bir öksürüğe kapılmışlardı. Steteskopla ciğerlerini dinledim ve boğazlarına baktım hepsinin, bana zorluk çıkartmadılar ve çok uslu ve sessizdiler. Çok uzak yollardan gelmişlerdi belli ki yorgun ve aç buldum onları. Besledim, ısıttım ve uyuttum sıcak düşlerimde. Düşlerim çok sevdi bu yeni arkadaşlarını ve her birinin ellerinden tutup odamın dört bir yanına salındılar neşe içinde ''gelecek'' şarkısını söylemeye başladılar. Bilirsin ya sende o şarkıyı, hani çam ormanının içinde ufak bir salıncak kurardık Sen, ben, M... ve B... ve o şarkıyı söylerdik bağıra çağıra. Tepenin altından geçenler tuhaf bir baş hareketiyle tepeyi süzerlerdi ve gülümserlerdi. Biz gülümsetirdik en kaygılı başı ve umursamaz dudağı bile o ormanın içindeki büyülü salıncağımızda. Peri kızları dayanamazlardı en sonunda ve babaanneme şikayet ederlerdi bizi ve bizim şarkılarımız babaannemin ''ben sizin yaşınızdayken....'' diye başlayan ve hiç bitmeyen anılarıyla son bulurdu. Galiba her geçen gün ona daha çok benzemeye başladım. Anılar biriktiriyorum gözlerimin içinde tıpkı onun gibi ve çenem bir açılmaya görsün, susmuyor bir daha. Oysa senin güzel gözlerin var, güzel gözlerin bana hep o ''gelecek'' şarkısını hatırlatıyor.
Sevgili ........,
Yatağımın baş ucuna bıraktığın sözcüklerini aldım, onlara gözüm gibi bakacağım inan ve onları güzel, cicili bicili, bayramlık anlamlar giydireceğim. Küçük ve kırmızı, parlak papuçları olacak hepsinin ve kirazlı tokaları. Onlara doğunun ve batının masallarını anlatacağım ve en güzel oyunları öğreteceğim.
Bu arada yeni bir dolap aldım dün ikimize, geniş, kocaman bir şey. Oraya dizdim seni tek tek ve senden bana ne kaldıysa (zaten birkaç bir şey bunları maddeye vurduğumuzda ama görünmeyeni kattığımızda hesaba dolap almadı ve kapanmadı kapıları bir türlü) herşeyi koydum içine. Sonra denedim kendim sığıyor muyum diye ve bende girdim içine. Orada oturdum bir süre ve elime bir Küçük İskender şiir kitabı geçirdim ve orda bağıra çağıra şiir okudum. Canavar anlam veremedi bu yaptığıma, garip bir bakış fırlattı ikimize, biz umursamadık, şiire devam ettik.
Sevgili .....;
Cümlelerini ölçüp biçme, sadece gönder lütfen bana, ben onları oldukları gibi sevdim inan ve onlar seni kandırıyorlar bence. Onlar güçlü ve güzel.
Bu arada evimizde dört kişi olacağız sanırım bundan sonra çünkü Ş... ve N... bize taşınıyorlar. Senden izin almadım özürdilerim ama çok ısrar ettiler. Meraketme biz odamızda olacağız hep ayrıca aramızda kalsın bizim odamız evin en güzel odası, daha aydınlık ve geniş, dağlara bakıyor, balkona açılan birde kapısı var, çığlık attığımızda dağlara doğru kimse rahatsız olmayacak. Seni küçük ve kötü bir odada yaşatacağımı düşünmüyordun herhalde. Biz herşeyin en güzeline layığız.
Sana yazacak güzel ve süslü cümlelerim olsun isterdim ama nafile, elimdeki en güzellerini zaten sen göndermişsin bana ve düşlerimle beraber bağıraçağıra ''gelecek'' şarkısını söylüyorlar. Onları sana geri göndereceğimi sanıyorsan yanılıyorsun. Senin için güzel sözcükler ve şiirler toplayacağım inan. Bir kaçını tanrılardan çalarım belki ve cennet'in çitlerinden gizlice atlayıp oradaki ağaçlardan tek tek toplamaya çalışırım. Tomurcuk olmuştur şimdi tüm o kutsal sözcükler ve salıncak kurmuşsa altlarına melekler onların şarkılarıyla besleniyorlardır her biri. Sana o harfleri ve kelimeleri toplayacağım bir bir...
Xenophilius


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder